Ana içeriğe atla

Kendi İçinde Kendini Kaybetmek!



 Her zaman gülmeyeceğiz ya bu sefer de duygusallaşalım...



Hayatta size açılan kapıların size iyilik mi yoksa kötülük mü getireceğini ya da şöyle sorayım huzur mu yoksa hüzün mü getireceğini görmek ister miydiniz?

İlk olarak ben cevaplıyorum! İstemezdim. Net! Çünkü yaşanan her şey iyilik, kötülük, huzur, hüzün, acı, mutluluk hepsi o kadar çok şey katıyor ki bize.

Hayatta çok başarılı biri olduğumu söyleyemem. Hatta şunu iddia ederim hata yapanlar listesi olsa ilk 50'ye bile gireririm. (bir de sakarlar listesinde ilk 10'u zorlarım) Ama bunlar bana o kadar çok şey kattı ki. bazı acıları iyi ki yaşamışım diyebiliyorum şuan. Mesela kurumsal hayata ilk girdiğim zamanlardaki o kişi olmasa işimde bu kadar iyi olmaya çalışmazdım.

Şuan çok karmaşık duygular içindeyim. Ben bundan önce o kadar çok çocuğun hayatına dokundum ki annelerin duygularını anlayabileceğimi düşünüyordum. Meğerse benim duygularım o güzel annelerin yanından bile geçemezmiş.

Kızıyordum hatta sürekli her günün akşamı benden rapor bekleyen, fotoğraf bekleyen annelere... Haklılarmış... 

Sadece ayda 1 kere ultrasonda gördüğüm bebeğimi görebilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Daha sık doktora gitmek istiyorum, kalp atışlarını dinlemek istiyorum sürekli mesela. Hatta kalp atış seslerini videoya çektim dinleyebilmek için..

Onun (onun diyorum çünkü 36. haftaya girmek üzereyim daha ismi yok) karnımdaki önce minik kelebek kanatları daha sonra futbolcu tekmesine dönen hareketlerini hissetmeyi hatta şuan dışardan net gözükebildiği için izlemeyi  çok seviyorum.

Ama doğum yaklaştık oluşan stres, kaygı ve hüznü anlatamam sizlere.

Çok spesifik şeyler yaşıyoruz aynı zamanda mesela doğuma 4 hafta kaldı taşınmamız gerekiyor bir ev arayışındayız. Sonra hamilelik psikolojisi neden lanet hat safhaya ulaştı aynalara bakamıyorum çünkü çirkinim. doktorumun tartısına göre hamileliğimde sadece 5.600 gram aldım ama zaten balık etliydim bu bile bana penguen gibi hissettiriyor.

Ve tabi en önemlisi biz o kadar iki kişi yaşamaya alışmışız ki bebeğimiz olduktan sonraki o gelen giden kalabalığında ne yapacağımı bilmiyorum. Ankara'da 3 yıldır sadece ikimiz varız tatillerde İstanbul'dayız.  Bu hep böyle oldu.. Peki ya şimdi ne olacak biz hiç anne baba çocuk olarak kalamayacak mıyız? Sanırım kafamı tek kurcalayan soru bu ? 

Ailelerimizi akrabalarımızı istemiyor değiliz sadece iki kişilik yaşamaya çok alıştık.. Yine kendi koltuklarımızda yayılabilecek miyiz? İstediğimiz saatte gecenin bir yarısı sokağa rahatça çıkabilecek miyiz? 

Neden var bu korkular? Çünkü ben de bebeğimiz 4 aylık olduğunda işe geri döneceğim ve bebişko beye sırayla anene ve babane bakacak... Onları çok seviyoruz ama hayatımızı da seviyoruz.. 

Peki Şimdi Ne Olacak?



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bir Çocuk Gelişimciyim!

  Size bugün bahsetmek istediğim şey bir çocuk gelişimcinin dramı! Bu konuyu ilk konum olarak seçtim çünkü ben tam (2022 yılı itibari ile) 15 yıldır çocuk gelişimi ile ilgileniyorum.  Çocuk Gelişimi okumaya lise de başladım. 2007yılında Küçükçekmece Atatürk Anadolu Meslek lisesinde Sonra özel bir üniversitede ön lisans çocuk gelişimi ardından İstanbul üniversitesi Lisans Çocuk Gelişimi...  Ben bu bölüme çok isteyerek girmedim. ilk önce moda tasarım sonra da bilgisayar programcılığını çok istedim. Ama kader beni Çocuk Gelişimi ile karşılaştırdı diyerek dramatik bir giriş yapacağım. İlk başlarda çok sevmesem de sonradan çok sevmeye başladım. Onlarla oyun oynamak çok hoşuma gitti, onların dünyasında bir kahraman olmak, sırlarını paylaşabilecekleri arkadaşları olmak, hatta bazen sığınacakları liman olmak... Harika duyguları yaşarken Pat!!! Özel sektör ile tanıştım. Öncelikle saçma sapan çalışma arkadaşları çıktı karşıma... Yapılacak işleri ben daha tam olarak bilmediğim için ...

Hadi Biraz Hamilelikten Bahsedelim!

  Selam Teoride Her Şeyi Bilen Ama Aslında Hiç Bir Şeyi Bilmeyen Anne Yeniden Selam, Şu an itibari ile içimdeki minik oğlan 32 hafta 4 günlük. Tabi bizim bir oğlumuz daha var Alex. Onu söylemeden geçemeyeceğim tatlı pofuduk kedimiz... Bu zaman ne kadar çabuk geçti anlayamıyorum. Sanki daha geçen hafta içim dışıma çıkana kadar kusuyordum.  Hadi size en başından anlatayım.. Bizim minik oğlanı öğrendiğimizde tarih 1 Eylül 2021'di. En son saat gece 22.00'da hastanenin acil kısmında doktorun odasında Ehad'a sarılmış ağlıyordum. Bu arada Ehad anlaşıldığı üzere benim eşim :).  Olay oralardan bugünlere nasıl geldi hiç anlamıyorum. Bugün hastane çantasını hazırlarken bu yazıyı yazmak geldi aklıma. Evet aşırı kutsal bu görevimiz biz kadınlar için erkeklerden daha farklı ilerliyor ama en azından benim için sadece fizyolojik olarak farklı ilerledi. 10 ile 18. haftalar arası felaket bir mide bulantısı ve kusma atakları, göğüs ve kasık ağrıları olarak. Zaten balık etli biriydim ve...

Herkese Merhaba!

  Merhabalar..!  Ben Ece The Anne aslında Ece The Drama Queen'i de seçebilirmişim.   Umarım yazılarımı okuyan birileri olur. Bu blog sayfasını açmak bile benim için büyük bir başarı! Çünkü spontane ve sonunu, getirilerini ve götürülerini düşünmeden hiç bir şey yapmam ve yaptım! İlk defa sadece 1 saatte karar vererek bir işe başladım. umarım b*ka batmam :)   Şimdi size kendimden bahsedeyim. Anlaşıldığı üzere adım Ece ve tam olarak adıma yakışır bir karakterim var. Çoğu zaman kendimi tam bir kraliçe gibi hissediyorum. Aynanın karşısına geçip "ay! Ne kadar güzelim" demek en çok sevdiğim şeylerden biri.   Neyse.. 28 yaşındayım (aslında 29 ama daha 29 yaşıma girmeme 2 ay olduğu için 28). Kendimi bildim bileli 30 yaştan korkan ve 30 yaşına yaklaşmış bir bireyim.    2019 yılında evlendim!!! Bence hayallerimdeki düğündü. Çünkü her detayını çok sevdim. En çokta eşimi. :)  İstanbul'da doğdum büyüdüm ancak şu an eşimin işi gereği Ankara'da yaşıyorum. Ama en...